SİS 2023 Urla’da Yapıldı


“Her İşin Başı: Sağlıklı İletişim” sloganıyla yola çıkarak bu yıl dokuzuncusu İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ), Anadolu Üniversitesi ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen 9’uncu Sağlık İletişimi Sempozyumu (SİS) Urla’da başladı.

Sağlık Bakanlığının Urla Karantina Adasındaki Tesislerinde düzenlenen programa, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra;  İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Emre Erkuş, Urla Kaymakamı Murtaza Dayanç, Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü adına Daire Başkanı Mustafa Örnek, İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Prof. Dr. Yasin Bulduklu, Sempozyum düzenleme kurulu adına Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Yüksel ile dekanlar, üniversitelerin akademik ve idari personeli, çeşitli sağlık kuruluşlarının temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Geleneğimizi Unutmadan Bir Sağlık İletişimi Dili Oluşturmamız Gerekiyor

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, sağlık iletişiminin pandemi, afet ve kriz yönetiminde çok etkili olduğunu ama esas dikkat edilmesi gerekenin yüz yüze bir biçimde gerçekleşen hekim-hasta ilişkisi olduğunu vurguladı. Hekim-hasta ilişkisinde yaşanan şiddet olaylarının sağlık alanında yaşanan en temel sorunlardan birisi haline geldiğini belirten Vali Köşger, bu sorunların genellikle iletişim hatalarından kaynaklandığını ve sağlık iletişiminin öneminin bu noktada ortaya çıktığını söyledi. Sözün kültürümüz açısından önemine değinen Vali Köşger: “Lokman Hekim’e sormuşlar, ‘hastaya ne yedirelim, ne içirelim?’, ‘tedavi sürecinde acı söz yedirmeyin de başka ne yedirirseniz yedirin’ demiş. Yunus Emre de ‘söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz’ demiştir. Buradan kültürümüzde sözün ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Sözün nasıl söylendiği, sözü muhatabımıza nasıl ilettiğimiz çok önemli. Biz geleneği olan bir toplumuz. Sağlık iletişiminde, geleneğimizi, kendi değerlerimizi unutmadan bir iletişim dili oluşturmamız gerekiyor. Çünkü toplumun çoğunluğu geleneksel kültürden geliyor. O kültürden besleniyoruz, bu sebeple insanların değerlerini önceleyerek iletişim kurmak son derece önemlidir” ifadelerini kullandı. Sağlık alanında hasta yakınlarının hekimlere yönelik birtakım olumsuz davranışlarının veya şiddet olaylarının görüldüğünü söyleyen Vali Köşger, bu gibi durumların nedenlerinin incelenmesi ve araştırılması gerektiğinin altını çizerek, sağlıkta iletişim konusunu bütün boyutlarıyla ele alan, “9’uncu Sağlık İletişimi Sempozyumu” gibi programları önemsediğini kaydetti.

Sağlık İletişiminin Odaklanacağı Konuların Başında Kişinin Kendi İle İletişimi Yer Almalı

Anadolu Üniversitesi, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İKÇÜ ortaklığında yapılan SİS’in topluma katkı noktasında kurumların birlikte çalışma kültürünün önemli bir örneğini oluşturduğunu söyleyen İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, sempozyum çıktılarının sağlıkta iletişim alanına faydalı çıkarımlar sunacağına inandığını vurguladı. İletişimin, hizmet sunumunun ve hasta memnuniyetinin en önemli boyutu olduğuna dikkat çeken Rektör Köse, “ Doğru iletişim, etkili tedavi anlamına da gelmektedir. Hastanın durumuna ilişkin koşulları yorumlayabilmesi ilk başta ortak anlam oluşturacak bir iletişim iklimini gerektirir. Yaratılmışların en şereflisi olarak insanın önemsenmeye, değerli görülmeye ihtiyacı vardır ve bu doğal bir haktır. Giderek önem kazanan bir alan olarak sağlık iletişimi, sağlık hizmet sunumunda her iki taraf için de öneriler sunması gereken ara bir disiplindir. Tüm teknolojik gelişmelere rağmen sağlık hizmetlerinin odağında her zaman insan vardır ve insanın olduğu her yerde iletişim süreçlerine özel olarak yoğunlaşmak zaruridir. Teknolojiyi üretmenin yanında iyi iletişim becerisine sahip hizmet sunucularını da yetiştirmek gerekir. Bu çerçevede sağlık ve iletişim alanında çalışan akademisyenlere önemli görevler düşmektedir. Bu görevler arasında kişinin kendi ile iletişiminin de yer alması gerektiğini düşünüyorum. Birey öncelikle kendi içinde sorunlara inanmalı ve bu çerçevede hizmet kullanımına yönelmeli. İnanmamış birinin tedavi edilemeyeceği ise ortada. Bu noktada sonraki çalışmalarda manevi iletişime yönelimi ve bu konuda çalışma yapan tasavvuf ilmiyle uğraşanları da konuya dahil etmek gerekir kanaatindeyim” dedi.

İlk Vaka Görülmeden Kamu Spotları Hazırladık

Bakanlık adına yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü adına Daire Başkanı Mustafa Örnek, asrın pandemisinde ilk kez deneyimlenen bir iletişim sürecini başarıyla yürüttüklerini kaydetti. Doğru bilgini ne kadar değerli olduğundan yola çıkarak harekete geçtiklerini ifade eden Örnek,  “Önce COVİD 19 web sitesi oluşturduk ve orda en doğru en güncel bilgileri vatandaşlarımıza aktardık. Vatandaşlarımıza hastalıkla ilgili en doğru bilgilendirmeleri sunan içerikler oluşturduk. Türkiye’de ilk vaka görülmeden kamu spotları hazırladık ve sürecin güncelliğine göre revize ederek tüm dijital platformları kullanarak vatandaşlarımıza ulaştırdık. Sosyal medya mecralarını çok iyi kullandık. Amacımız sadece doğru bilgiyi aktarmaktı bir yandan yanlış içeriklerle de mücadele ettik. Sayın bakanımızın kullandığı samimi bir iletişim dili, sabrı, bilim kurulumuzun sisteme entegre edilmesi ve her gün açıkladığı güncel verileri ile en doğru şekilde vatandaşımıza ulaştığımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Amaç Sağlık Okuryazarlığını Arttırmak

İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Emre Erkuş, sağlıkta iletişimin, sağlık hizmeti sunucularının birbirleriyle ve hastalarla olan iletişimiyle başladığını, sağlığın geliştirilmesi amacıyla bireylerin, toplumun ve kurumların bilgilendirilmesine,  etkilenmesine ve harekete geçirilmesine kadar devam ettiğini vurguladı. “Hastalıkların önlenmesinde, sağlık hizmetlerinin üretilmesinde ve sunulmasında, sağlık hizmeti alan bireylerin sağlıkla ilgili tüm süreçler hakkında bilgilendirilmesinde ve eğitilmesinde sıklıkla sağlık iletişiminin unsurları kullanılmaktadır” diyen Doç. Dr. Erkuş,  içinde bulunulan dijital çağda her alanın olduğu gibi sağlık iletişimi alanının da çağın gereklerine paralel olarak güncellendiğini, buna bağlı olarak da sağlık uygulayıcılarının ve yöneticilerinin kendilerini değişen şartlara uyumlu hale getirmesi gerektiğini dile getirdi. Doç. Dr. Erkuş: “Sağlık iletişiminde temel amaç; bireylerin kendi sağlıklarıyla ilgili farkındalık ve bilinç düzeylerini yükseltmek, toplumun sağlık okuryazarlığını arttırmaktır. Biz de, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü olarak Bakanlığımızın ve Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğümüzün rehberliğinde halkımızın; doğru sağlık bilgisine, sağlık sistemine, sağlık hizmetlerine ulaşmalarını sağlayacak ve etkili kullanmalarına yarayacak bilgileri dijital çağın sunmuş olduğu olanaklarla sunmaya gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.

Sağlık Profesyonelleri ve İletişim Akademisyenlerine Önemli Görevler Düşüyor

İKÇÜ Rektör Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Prof. Dr. Yasin Bulduklu, iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmelerin sosyal, ekonomik ve sağlık alanı ile olan ilişkisine değinerek, toplumsal anlamda sağlık etkileşiminin yerel bağlantılarından koparak küresel bir boyuta evrildiğini, bu çerçevede sağlık tanımı ve algısının da değişime uğradığını vurguladı. Prof. Dr. Bulduklu: “Gelişen teknoloji, yeni medya dolayımı ile her düzeyde sağlık iletilerinin değişik teknik ve taktiklerle hedefe aktarımını kolaylaştırmıştır. Sağlık söz konusu olduğunda bireylerin iletişim yoluyla bilgi alabileceği kaynaklar artık daha kolay erişilebilir duruma gelmiştir” ifadelerini kullandı. Pandeminin, dünyanın ne denli küçüldüğünün bir göstergesi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bulduklu, bu dönemde yaşanan gelişmelerin sağlığın geliştirilmesine olan ihtiyacı arttırdığını, bu anlayışın ise sağlık sisteminin tüm boyutlarında hakim paradigma haline dönüştüğünü kaydetti. Gelinen noktada, sağlıklı toplumların ekonomik olarak da güçlü olacaklarının varsayıldığını hatırlatan Prof. Dr. Bulduklu, bireyin tam iyilik hali içinde olduğuna dair öznel değerlendirmesinin, onun sosyal ve ekonomik faaliyetlerini etkilediğini; sağlığın bütüncül yapısından dolayı bireyin sağlığını güvence altına almanın sosyoekonomik, toplumsal ve çevresel faktörleri de planlamaya odaklı bir yönetsel anlayışı gerektirdiğini belirtti. Bireysel iyilik halinin ötesine uzanan sağlık değerinin birçok farklı bileşenin yanı sıra medyadan da etkilendiğini söyleyen Prof. Dr. Bulduklu, herkesin, her yerde erişebileceği araçları ifade eden medyanın içeriğin doğru olup olmadığına bakılmaksızın öğrenme işlevi sunduğunu, bu noktada ise sağlık profesyonellerine ve iletişim akademisyenlerine önemli görevler düştüğünü ifade etti.

Medya Okuryazarlığında Eğitim Seferberliği Başlamalı

Sempozyum Düzenleme Kurulu adına katılımcıları selamlayan SİS Kurucu Başkanı Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Yüksel, sağlık iletişimi alanında yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade ederek sempozyumda ele alınacak başlıklara ilişkin bilgiler verdi. Prof. Dr. Yüksel, “Bence dünyanın en temel sorunu “iletişim sorunu”dur. Siz buna “iletişimsizlik”, “hatalı iletişim”, “yanlış iletişim” de diyebilirsiniz. Ancak bütün sorunların temelinde en önce halledilmesi gereken sorunun “iletişim” olduğunu düşünüyorum. Bu konuya ilişkin en temel sorunların çözümüne yönelik eğitimlerin ilköğretimden başlayarak müfredatımıza eklenmesi gerektiğini savunuyoruz. Ülkemizde medya okuryazarlığı başlığında bir eğitim seferberliğinin başlatılması gerekiyor. Sempozyum sonunda sunulacak bildirilerle bu alana yönelik ortaya çıkacak değerlendirmeleri kamuoyuyla paylaşacağız” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Erol Özmen, Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Şükrü Torun ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Erol Ozan’ın yer aldığı ilk oturuma geçildi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir